|
Bu sabah yağmur var İstanbul’ da, her yer gri ve kasvetli. Boğulacakmış gibi oluyorum. Böyle kasvetli havalarda tahammülsüz oluyor insan, sinirler en tepede en ufak bir şeyde parlıyor saman alevi gibi. Yine çok trafik vardı sabah. Kasvetle başlayan günün “pazartesi ilavesi” ilerlemeyen trafikti(!) ne sevimli değil mi? geç kaldım(!) Telaşla aradığım taksi durağında son aracı yakalayabilmiş olmanın coşkusunu yaşıyorum birkaç dakika da olsa yüzüm gülüyor, evden çıktıktan sonra ilk defa. Araca biniyorum ve durumumun aciliyetini ağlamaklı bir ifadeyle şoföre izah edip yola koyuluyorum. İşe geç kalmanın paniği ile yediğim tırnaklarım bile sakinleştiremiyor. Panik, düzensiz nefes almalar, stres, yağmur, trafik, gri renk… Yeteeeeer diye avaz avaz bağırmak isterken ofise geldiğimi görüyorum aman Allah’ ım onca yolu nasıl geldim, hiç etrafıma bakmadığımı fark ettim, sanki bir kabus gördüm ve bir anda uyandım. Sabah saatleri güne güzel başlamanın yolu nerden geçiyor, hangi araç götürüyor oraya. Pazartesi sendromu, bilinçaltı mıdır nedir? bıkmak usanmak bilmeden yaşatır kendini. Öğlene kadar elin kolun kalkmaz, hafta sonu çıkmaz aklından hele bir de güzel geçmişse aman Ya Rabbi pazartesi hiç çekilmez. Ofis tuhaf gelir, masan yabancı, işler ne de çok ne de karmaşıktır. Sabah saatleri yaşanılan bu hengame öğlene doğru kendini rutinliğe bırakır ve bir anda alışıverirsin işe, güce. Öğlen yemeği yenir ve tüm stres uçar gider. Artık önümüzdeki hafta sonu için planlar yapılmaya başlanabilir hatta başlamıştır da. Bu fikir bile, yüze kocaman bir gülücük olarak yerleşiverir. İstanbul’ da yağmur var dedim ya, hala yağıyor. Sabah göremediğim güzelliği şimdi yudumladığım kahvemle izliyorum. İstanbul hüzünlü bir aşık gibi ağlıyor. Caddeler rengarenk şemsiyelerle dolu, yollar tertemiz. Yağmur sabah saatlerini felç etse de akşam saatlerinde keyifli bir boğaz turuna dönüşebiliyor bu şehirde. En güzel yağmur boğazdan izleniyor. Bu seyir için gerekli malzemeler; bir adet araba, sımsıcak bir omuz, güzel bir radyo kanalı, bir fincan çay ve boğazın en güzel kıyısı. Gerekli malzemeleri tedarik edebilen inanın bana romantik ve büyüleyici bir akşam geçirecektir. İstanbul gözyaşlarını sicim sicim dökerken, boğaz sularının üzerindeki ışıkların O’na teselli dansı büyüler adeta. Seyre doyamaz insan bir çay bir çay daha, sohbet ilerler kah romantizm kah gün özeti oluverir sakin sessiz. Akşam olsa, tüm malzemeler eksiksiz olsa… İstanbul ağlarken de çok güzel oluyor, grilik terk etti ve gökyüzü beyaza boyandı öğlen saatlerinde. Galiba İstanbul bu sefer sevinçten ağlıyor. Uzun zamandır akmayan gözyaşlarını özlemiştir belki de kim bilir. Ağla İstanbul ağla dök içini özledik bu güzelliğini de. İstanbul ağlar, ben hayallerde. Peki hayaller gerçeğe ne kadar mesafede... Sevgiyle kalın… Serap EBCİN 05/03/2007
|