|
Küresel ısınıyoruz, eriyoruz derken, süresel kısalıyoruz da haberimiz yok sanırım. Herşey eskisinden daha hızlı akıyor sanki... Sevgiler, aşklar bile daha çabuk eskir oldu... Herkes kızgın, herkes agresif bu Şehirde artık... Bazen, Şöyle başka şehirlere gittiğinizde sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmem... Daha bir sessiz oluyor İstanbul' dan ötesi, daha bir yavaş yaşıyor insanlar sanki... Ağır ağır işliyor her şey; -Hadi çabuk acele bu iş ! lerin yerini -Yaparız abi sen bırak ! lar -Hallederiz yarın ! lar alıyor . Sağır eden sessizlikler oluyor, insan şaşırıyor önce, nerdeyim ben ? Diyor, sonra da seviyor aslında bu sağırlığı, alışıyor... dedim ya işte süresel kısalıyoruz da haberimiz yok .. Nereye gidiyoruz, aslında pek de kimse bilmiyor. Zaten insanlar artık sabah evden kalabalıklara karışmak için çıkıyor, çalışmak bahane... Hepimiz o kadar alışmışız ki o kalabalığın bir parçası olmaya, hiç kararsız ayaklara uyuyor beden, evden sabah çıkıyor, gidiyor... Neyin değeri ne kadar biliniyor ? ‘Koca bir hiç’ e karışıyor artık en büyük değerler... Sabahları kalabalığa karışan bedenler, akşamları ‘renkli bir kutu’ karşısında yorgun düşüyor, uyuyor... Sabahları minübüste ; -Müsait bir yerde indirir misin ? cümlesini kullanmak istiyor insan biran önce, bir an önce varmak istiyor gideceği yere .. Akşamları ; -Hadi otobüs kaçıyor ! fazlasıyla dile dolanıyor. Herkeste bir acele bir telaş... Saygının yanındaki duraktan bile geçmiyor bazen kurulan cümleler... -Kırıcı oluyorsunuz ama ! -Biliyorum süresel kısalıyoruz ondandır İnsanlar kendi evi içinde bile sessiz film oynuyor... Köşede renkli bir kutu ve ona yoğunlaşan gözler... -Baba hani bizim eski öğretmen vardı ya ? -Bi Dakka oğlum, ya o nasıl vurmak öyle topa bee ! -Baba bizim eski öğretmen -Ya hanım geçme şu televizyonun önünden dedim sana elli kere -Baba bizim ? -Tamam oğlum aferim ! -Dizi başladı mı anne ? -Ohooo çoktan ! hadi şu çayın altını yak sen -Ya bırak anne çayı şimdi, nasıl kaçırdım ya ne oldu başında Konuşmalar azalıyor, kelime tasarrufunda sanki herkes... Konuşmadan da çözülebiliyor artık her şey... İki cümle ayrılmaya yetiyor, yetiyor onca sevgiyi bitirmeye... Ayrılıklar, beraberlikten uzun oluyorsa sizce de bir sorun yok mudur bu işte ? -Umrumda değil ! ler fazlalıkta -Banane ya ! lar doluyor gündelik hayata .. Bir çoğumuz için ‘ben’ var artık, 'biz' ler biteli çok takvim yaprağı eskimiş... Tahammülümüz mü yok artık birbirimize ? Bilmem... Sanırım ‘süresel kısalıyoruz’ da farkında değiliz, ya da farkındayız da korkuyoruz yüzleşmeye... Kalın sağlıcakla, madeincarisma
|