No Image

Giriş Formu

Kimler Var ?

Üye Bağlı Değil

Misafirler

Şuanda 7 misafir bağlı
No Image
Zaman Ve Yaşam

 

ZAMAN VE YAŞAM

Yine aynı yine aynı… Hayatımda bazı şeylerin sürekli kendini tekrarlaması ne garip!

Her biri birbirinden farklı gibi görünen bir sürü şey aslında birbirinin tamamen kopyası…

Aynılığı bozacak tek bir parça var bu puzzleda o da sorgusuz sualsiz hareket etmek. Evet, doğrusu bu sanıyorum ki.

Yoğunluğa teslim olmuş yaşantımızda sakinlik istemek sıradanlık mı? Değil, neden öyle olsun ki. Kafamın içindeki med-cezir durmuyor ve çıldırtıyor artık. Paranoya kendini hafif hafif hissettirse de teslim olmayacağım bu sefer ve tüm gücümle direneceğim.

Karamsar oluyorum hayata karşı ve bunu hiç sevmiyorum ama buna zorlayan o kadar çok etken gelişip duruyor ki bazen akıl sır erdiremediğim bile oluyor. Efeler gibi al başını git diyor şeytan ama nafile… Laftan öteye gidilemiyor. Amaaaaan dünya derdi bitmek bilmiyor.

Zaman ne kadar az değil mi hiçbir şeye yetmiyor, işe güce harcanan “ne büyük bir dilimi” zamanın…

Hayatı daha iyi yaşamak için bu kadar çok çabalamak, kendimizden bile uzaklaşmak adil mi? İyi bir gelir, iyi bir kariyer daha doğrusu insan gibi yaşamak adına bu kadar dert çekmek nasıl bir adalettir anlamış değilim. En güzel çağlarımızda boğulmuşuz işlere ne sevdiğimize ne de ailemize vakit ayırabiliyoruz. Aynı evde yaşayıp yüzünü unuttuğumuz ailemiz için çoğu zaman minik bir gülümseme, bir sohbet bile zor gelebiliyor. Yok, artık bu kadar da değil demeyin, hakikaten böyle. Acı ama gerçek!

“Çok yorgunsun biliyoruz ama gel biraz yüzünü görelim biraz bizimle otur” cümlesi sadece benim evimde mi kuruluyor? Hiç sanmıyorum ama eğer öyleyse vay halime…

İşten geldikten sonra ki kısıtlı zamanlarımda aileme, arkadaşlarıma, sevdiğime zaman ayırma konusunda fazlasıyla hassas davranmama rağmen başarılı olamadığım çok nadir zamanlar da olmuyor değil. Amma velakin aynı hassasiyeti karşındakilerden bulabilmek ne mümkün…

Gelelim esas meseleye dar vakitler, yoğun işler sevimsiz bir durumu getirdi koydu gözümün tam önüne. Buyurun sorunu çözün çözebiliyorsanız.

Ertelemek; hayatı, aşkı, sağlığı vb. birçok şeyi ama nereye kadar?

Ertelenmiş bir tuhaflık bizimkisi de ertelenmiş mi bitmiş mi ne olmuş bilmiyorum?

Her yerde, her şeyde kocaman bir soru işareti ve artık sıkılıyorum cevapsız sorulardan, sorularla dolu bir yaşamdan. Cevabını bilemediğim çözümünü tahmin edemediğim soruyu nasıl kabulleniyorum anlamıyorum. Rölantiye almak dedikleri bu olsa gerek; tepkisiz devam, koşulsuz kabul, problemlerle omuz omuza amaçsız savruluş. Böyle bir zaman diliminde geldin, kalacağını sandım ama sen ayaküstü uğramışsın meğer misafirperverliğimden tüm içtenliğimle hoş geldin dünyama dedim ama seninki geliş değil “yok içeri girmeyeceğim geçerken uğradım uzun kalamayacağım” mış.

Zaman ertelenecek kadar bol verilmemiş bizlere, hayatımız çok sınırlı o yüzden en iyi şekilde değerlendirmek lazım. Hayatı, aşkı, sevgiyi, ailemizi, sevdiklerimizi (vb.) şartlar koşullar her ne olursa olsun ertelememeliyiz. Unutmayalım ki ertelemek ertelenmeyi getirir, lakin “daha önümde uzun bir ömür var ertelesem ne olur” diyorsanız; buz dağının minik bir görüntüsü uzaktan hoş bir manzara gibi gülümsüyordur. Bir gün yalnız kaldığımızda, sorguladığımız “kendimize” öfkelenip pişmanlıkların nüksettiği ve ben neler yapmışım diyebilecek kadar çok ertelenmişler ve kaybedilenler olacaktır.

Kendinizi sorguladığınızda gülümsemenizi temenni ediyorum.

Sevgiyle Kalın,

Serap EBCİN

 
< Önceki   Sonraki >
No Image
No Image No Image No Image

Arama

Anket

Geleneksel Pilav Gününe Katılmayı Düşünüyor Musunuz?
 

karıştırıYORUM

No Image
© 2010 KYLiseliyiz
No Image