No Image

Giriş Formu

Kimler Var ?

Üye Bağlı Değil

Misafirler

Şuanda 2 misafir bağlı
No Image
Pilav Günü Sonrası
Pilav Günü Sonrası (Aslında ismi Pilav Üstü Döner Günü olarak değişmeli…)

20 Mayıs Pazar sabahı pilav gününde yiyeceğim pilavın, dönerin, patates kızartmasının hesabını yaparaktan kahvaltı yapmadan evden çıktım. Ortaköy sahiline giren insan kitlesine hiç özenmeden, hatta onların bana özendiklerini bilerekten otobüs durağına yanaşan lüks, klimalı, otomatik, yeşil renkli yeni belediye otobüslerimize bindim. Akbil makinesine akbilimi basıp “bıdııı bıt” sesini çıkardıktan sonra orta kapıya doğru ilerledim. (Sahile giden insanlar bana özeniyordu çünkü ben arkadaşlarımın, dostlarımın, öğretmenlerimin yanına, anılarımın evine gidiyordum.)

Kendimi okula, pilav gününe, pilava ve dönere o kadar çok şartlandırmıştım ki yanımda bulunan kimya öğretmenini görmemiştim. (okulumuza yeni gelen genç bir beyefendi) İnerken fark edip, merhabalaştık ve kendisine bizlere böyle bir jest yaptığı için, duyarlılığı için teşekkürlerimi ilettim. (ileri de aynı hocaya olan sitemlerimi de sizlere ileteceğim.)

Evet, saat 12:12 gibi en sonunda okulun bahçesindeydim. Sevgili arkadaşlarımla, sevgili Ali Abi (güvenliğimiz), sevgili Serkan Oymak (kyliseliyiz.biz kurucularından), sevgili Gölnur Hanım ile görüştükten sonra pilav günü öncesi tahmin ettiğimiz 300 kadar KYL mezununu beklemeye koyulduk. Bu bekleme içerisinde mezunlar yavaş yavaş geliyordu. Gelen bayan arkadaşımızdan birisi “Geçen sene tiyatro çalışmamdan dolayı gelememiştim, bu sene gelebilmek için tiyatroyu bıraktım.” dedi. Büyük bir ihtimalle tiyatroyu gerçek bırakma sebebi pilav günü olamazdı ama onun bu sözleri bu günü ne kadar önemsediğini gösterdi.

Gelen sayısı arttıkça okul bahçesi canlanmaya başladı. Tabii gelenleri eğlendirmek için organizasyonlar düzenlenmişti. (Organizasyonu düzenleyen arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Emeklerine, yüreklerine sağlık…) Bu organizasyonlar çerçevesinde okulumuzdan mezun bir erkek arkadaşımız, bir müzik grubu (İsimlerini bilmediğim için çok özür diliyorum. Lütfen beni affedin.) ve Erdem, Okan, Beste ve Berk arkadaşlarımızdan oluşan okulumuzun mezun grubu sahne aldılar. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bu müzik ziyafeti esnasında pilav-döner-patates-içecek servisinin başladığı duyuruldu. Bu duyuruyla birlikte enteresan hareketlerde bulunduysam özür diliyorum.

Mezunlarımız ve bazı öğrenci arkadaşlarımız (öğrenci olmalarına rağmen bu özel güne teşrif ettikleri için kendilerine çok teşekkür ediyorum.) pilavlarını yerken, hem müzik dinlemeye hem de dostlarıyla, öğretmenleri ile hasret gidermeye çalışıyorlardı. Tabii bu esnada öğretmenlerimizde yemeklerini alıyorlardı ama sıraya girmeden, arkadan Hacer Teyze’ ye hazırlatıp alıyorlardı. Bize öğrettikleri eşitlik, hak vs. yalan olmuştu. Öğretmenin dediğini yap, yaptığını yapma mantığı işliyordu sanırım. Tezgahın arkasından fotoğraf çekerken Hacer Teyze bana “Sana buradan vereyim ye” dedi ve almam için büyük yeminler etti ama almadım. (Allah affetsin ama en büyük yeminler de edilse elimden geldiğince, nacizane,eşitliği bozmamaya gayret ederim.) Alan hocalarımı görünce “Hocam neden sıraya girmiyorsunuz?” demeden kendimi alıkoyamadım. O esnada sabah gördüğüm hocam, diğer hocayı savunmaya geçerek (çünkü kendi de aynı hatayı yaptı.) “Hocanız size bir anlamda saygıyı öğretiyor.” Dedi. Yani biz sıramızı ona vererek saygılı oluyoruz. Peki bize soruldu mu? Burada önemli olan yemek değil! Önemli olan bize söylenenlerle yapılanların bir olmaması…

Yemekler yenildi, sohbetlerde sona yaklaşıldı. Merdivenlere dizilip fotoğraf çekildi ve yavaş yavaş veda vakti… Veda etmeden önce sevgili ve saygıdeğer öğretmenim Vehbi Kırca ile sohbet şansı yakaladım. Kendisi, kendisini rolantiye alan öğrencilerden dert yanıyordu. Öğrenci sürekli aynı tempoda yaşıyor ve hayatında hiçbir değişiklik yok diyordu. Sabah evden çıkıyorlar ve mp3 çalarlar ile kendilerini dışarıdan soyutluyorlar. Okulda ders dinleme ile dinlememe arasındaki ince çizgideler. Okuldan çıkınca bazen de kaçınca direk internet kafelere gidiyorlar. Oradan çıkıp eve gidiyor ve yine internet başına geçiyorlar. Sonra da yatıyorlar diyordu. Haklıydı ve sanki bizleri, eskileri özlemiş gibiydi. Karikatür dergileri okuyan, kitap okuyan, dersi dinleyen değil dersi izleyen, tartışan, konuşan beyinleri özlemişti. Umarım bizden daha iyileri gelir…

Ve işte ayrılık vakti. Ortalık birazcık toplandıktan sonra hocalarımızı okulda bırakıyor ve evlerimize çekiliyoruz. (Ortalığı toplarken yerinden kıpırdamayan, bana ne ben sadece eğlenirim diyen, paylaşım nedir bilmeyen, narin erkeklere ince sitemlerimi iletiyorum.) Seneye yine geleceğiz. Hatta ara ara hep uğrayacağız. Biz anılarımızı sende bıraktık, sen bizim lisemizsin. Bizim ARNAVUTKÖY KORKMAZ YİĞİT LİSESİMİZ sin. Anılarımıza iyi bak, biz geldiğimizde uzun mavi deryadan hırçın dalgalarla toplayacağız onları…

Pilav gününe teşrif etmeyen arkadaşlarım, lütfen seneye gelin. Gözümüz kapılara dalıp gitmesin artık. Sizleri aramızda görelim… (Bu sitemim keyfinden dolayı gelmeyen arkadaşlarımadır.)

Sevgi ve Saygılarımla;

Aziz KURT

 
< Önceki   Sonraki >
No Image
No Image No Image No Image

Arama

Anket

Geleneksel Pilav Gününe Katılmayı Düşünüyor Musunuz?
 

karıştırıYORUM

No Image
© 2010 KYLiseliyiz
No Image